19 Ekim 2009 Pazartesi

BİR SAATİN DOĞUŞU

Burada bir saatin en başından itibaren yapım aşamalarını fotoğrafları ile birlikte sizlerle paylaşmak istedim. Böylece bu işi hiç bilmeyipte merak edenler yada yeni başlayanlar nasıl yapıldığı hakkında belki fikir sahibi olabilir diye düşündüm.
Eskiden el testeresi ile bu işi yapardık ve çok güzel bilek – pazı kaslarımız gelişirdi. makinaya terfi ettikten sonra daha hızlı iş yapmaya çok çok daha hassas kesimler çıkarmaya başladım.
Bazıları derler bu işi bana kimse öğretmedi ben kendim geliştirdim diye. Bende de aynı şekilde oldu. Bir gün bir dükkanda makinayı gördüm ve satın aldım. Ama dımdızlak bir haldeydim kendi kendime naçizane bir iki teknik geliştirdim zamanla. Bunları sizlerle paylaşayım dedim en azından kendi tekniklerim sizlere fikir verebilir diye.
Ayrıca ne kadar zahmetli bir iş olduğunu ve kaç gün sürdüğünü fotoğraflar ile kanıtlamak istedim.
Umarım bu şekilde sizlere yardımcı olabilirim.

Gökçen Erdoğan

Keresteciden aldığım 22cm x 5 cm x 1,5 metrelik temiz ve çatlaksız bir kalası ilk önce 1 cmlik tahtalar haline getirttim. Ardından kalınlık makinasında her iki yüzeyinden de aldırarak 6 mm lik plakalar haline getirttim.
Bu arada ben malzeme olarak ağaç tercih ettim ama bu şekilde ince tahtalar haline getirme imkanı olmayan veya uğraşmak istemeyen arkadaşlar malzeme olarak 4mm lik kontraplak ta tercih edebilirler.


Böylece ağacımızın kalınlığı her yerinden eşit 6 mm oluyor ve her iki yüzeyininde temizlenmiş olmasını sağlıyoruz ki bu zımpara yaparken işimizi çok kolaylaştıracak.



Tahtayı daha sonra motifteki parçaların boyutlarına göre kestim ki işim kolaylaşsın. Burada önemli olan ağacı ziyan etmemek için yerleşimi iyi yapmak sonra elimizde işe yaramaz bir yığın küçük tahta parçaları kalmasın.
Birde ağacın damarlarının yönü önemli. Göze en hoş gelecek şekilde olması lazım ve bir parçada damarların yönü yukarıdan aşağıya olupta diğerinde sağdan sola olmamalı. Bütün parçalarda aynı yöne olması lazım.




Benim bütün motiflerim bilgisayar ortamında olduğundan hiç fotokopi vs ugraşmadan printer da cıktı alıyorum keseceğim parçaların çizimlerini.





Eskiden bize karbon kağıdı koyarak motifin kopyasını tahtaya çıkart derlerdi saatlerce uğraşırdık kopyalıycam diye. Kağıt kayardı, yamuk çizerdik. Tabi o zamanlar kağıtta pahalıydı fotokopide.
Artık her şey bol olduğundan müsvette kağıtlara almış olduğum çıktıları doğrudan keseceğim ağacın üzerine yapıştırıyorum. İnce bir katman beyaz tutkalı tahtanın tüm yüzeyine sürülmedik yer bırakmadan fırça ile uyguluyorum ve kağıdı koyup yapıştırıyorum. Sürülen tutkalın miktarını ayarlamak önemli. Çok sürersek zımpara yaparken bu tutkal kalıntılarını temizlemesi zor oluyor az sürersekte kağıt iyi yapışmaya biliyor kesim yaparken kağıt ağaçtan ayrılabiliyor.





Başlıyoruz iç kısımlarda keseceğimiz yerlere kıl testeresini geçirebilmek için delikler açmaya. Bu delikler kesime başlangıç noktaları olduğundan kavisli yerlere yada köşelere yakın deliyorum. Başlangıç düz yerden olursa çizgiyi düz tutturamayabiliriz.







Artık kesim işine başlıyoruz. Buda benim emektar çin malı makinam. Çok kahrımı çekti garibim.







Keseceğimiz malzemenin cinsi, kalınlığı, motiflerinin inceliğine göre testeremizi seçiyoruz. Klasik düz mantık ince işlere ince, kaba işlere kalın testere.








Ben ilk önce iç kısımdaki desenleri kesip en son dış kısmı çıkartıyorum daha kolayıma geliyor. Ayrıca önce dış kısmı kesersek ağaç zayıflayacağından içleri keserken kırabilirizde.
Makine kullanan arkadaşlar benim yaptığım gibi üst üste 2-3 parçayı birbirine çivileyerek aynı anda 1 parçadan birkaç tane kesebilirler. Bu şekilde kesim hızı biraz düşüyor ama kesim kalitesi daha artıyor çizgiden kaçmadan kesebiliyorsunuz.Yalnız parça sayısını abartmamak lazım. Üst üste cok parça koyarsanız bu sefer de kesim esnasında testere fazla esneyecektir. Siz üst kısımdan düz kesseniz bile bir de bakıyorsunuz en alttaki tahta yamuk yumuk kesilmiş. (tecrübe ile sabittir aç gözlülükten kaç kere bu hatayı yaptım ve alttaki tahtaları hep ziyan ettim JJJ)








İşte ilk parçamızın kesimi bitti. Biraz özenerek yaptığımdan sadece bu parça 4 saat kadar sürdü. Bu işteki temel prensiptir zaten ‘’SABIR’’










Kesime devam ediyoruz saatimizin parçaları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.












Yaklaşık 3 günlük uğraştan sonra kesim işimiz bitti sırada benim hanımın en nefret ettiği zımparalama işi var. Toz ve sesten ötürü JJJ
Bakarmısınız toplam kaç parçadan oluşuyor bunları yapmaya canmı dayanır. Aslında bizler eli öpülecek insanlarız galiba bunları yapıyoruz. Tanıdıklarım bana diyolar nasıl uğraşıyorsun böyle şeylerle diye. Halbuki ben bunları yaparken tersine dinleniyorum. Kulaklığı takıp radyoyu da açtım mı resmen kopuyorum dünyadan.












Fotoğrafta görüldüğü gibi ağacın üzerine yapıştırdığımız kağıdı zımpara kolayca temizliyor. Tutkalları da temizlememiz lazım ki üzerine vernik attığımızda tutkal verniği emmediğinden bembeyaz sırıtır.
Zımpara yaptığımız zemin düz, sert ve pürüzsüz olmalı. İlk etapta 80 lik kalın zımpara ile kaba temizliğini yapıp peşinden 160 yada 180 lik zımpara ile iyice pürüzsüz hale getiriyorum.
İyi ki bu fotoda görülen avuç içi titreşim zımparayı almışım başka türlü ölüm oluyor zımpara işi.














Gördüğünüz gibi tertemiz oluyorlar.













Zımparalama işimiz bitti işin ev zevkli olan yeri başlıyor ‘’montaj’’









Önceden yapıştırıcı olarak tutkal kullanırdım. Yüzeylere sürmek tutturmak işkencelerle preslemek gerçekten işkence olurdu. Artık bu spreyli hızlı yapıştırıcıları kullanıyorum. Anında kuruyor ve çok sağlam tutuyor.







Bu arada koyu renk olmasını istediğim parçaları renkli pinoteksi fırçayla 2 kat uygulayarak renklendiriyorum.
Renk vermenin yanında dolgu ve koruyucu özelliği de var.







İşte montajımızda bitti yavaş yavaş mutlu sona yaklaşıyoruz artık.









Montajdan sonra sıradaki işlem ahşap koruyucu pinoteks sürmek. İki kat uyguluyoruz ki saatimizi çürümelere karşı korusun. Pinoteksin bir diğer özelliğide ağaç tarafından iyice emildiğinden dolgu verniği görevi de görüyor. Pinoteks kuruduktan sonra üzerine vernik uygulaması daha rahat oluyor. Sürmeden verniklerseniz ağaç doyana kadar sürekli verniği emer ve sizde durmadan vernik sürersiniz. Pinoteks uygularsanız iki kat vernik yeterli olur. Tabi bu dediklerim fırça ile uygulamalardadır. Boya tabancası ile uygulamada tek seferde vernik işini bitirebilirsiniz.
Fırça ile uygulamada yat verniğini, tabanca ile uygulamalarda selülozik bazlı olan katkılı mobilya verniğini tavsiye edebilirim.
Yat verniği uygulaması pratiktir ve çabuk kurumadığından fırça ile uygulamada size zaman tanır.
Diğer dediğim mobilya verniği ise katkılı olduğundan çok çabuk kurur bu yüzden fırça ile sürerken zor olabilir. Ancak yat verniğine göre çok çok uzun ömürlüdür. Ayrıca tabanca ile düzgün uygulandığında ağaç resmen cam kaplanmış gibi parlak ve şık duruyor.









Ahşap koruyucu sürdük kuruduktan sonra vernikledik. Bu saatten sonra karşısına geçip seyretmek insanın bütün yorgunluğunu alıyor. Bu işin en sevdiğim tarafı bu işte. Artık sadece saat mekanizmasını takıp evde koyacak yer beğenmeye kaldı işimiz.








Mekanizmada takıldı ve eser ortaya çıktı.













İşte her şey bundan ibaret. Çok zor ve uğraşılı bir dönemden sonra saatimizin karşısına geçip gülümseyerek izleyebiliriz.




Gördüğünüz gibi aslında hiçte basit bir iş değil. Zor ama bir o kadar da keyifli.

Bana sabır göstererek yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler.

Gökçen Erdoğan

1 yorum:

  1. Emeğinize sağlık. Çok güzel olmuş. Uzun zamandır kıl testere ile bir şeyler yapmak benim de aklımda ama bir türlü başlamak nasip olmadı. Ben de sizin gibi bu işlerde ustalaşmış arkadaşlardan faydalanarak başlayacağım artık.

    YanıtlaSil